İzmir Sağlık Hukuku Avukatı (Malpraktis)
Hekim hatası (malpraktis), hasta hakları, hastane sorumluluğu, sağlık sigortası uyuşmazlıkları.


Av. Yağmur Tahtasızİzmir Sağlık Hukuku Avukatı · İzmir Barosu'na kayıtlı avukat · sağlık hukuku alanında danışmanlık ve dava takibi.
Basit sanılan bir ameliyattan sonra beklenmeyen bir komplikasyon, doğum sırasında yaşanan bir sorun ya da geç konulan bir teşhis... Sağlık hukukunda en zor soru şudur: yaşanan zarar tıbbın kabul ettiği bir risk mi, yoksa önlenebilir bir hata mı? Bu sorunun cevabı duyguya değil, tıbbi kayıtlara ve bilirkişi incelemesine dayanır. Bu sayfada hangi adımları atmanız gerektiğini anlatıyoruz.
Komplikasyon mu, hekim hatası mı?
Her olumsuz sonuç hekim hatası değildir. Tıbbi müdahalenin bilinen ve hastaya önceden anlatılmış riskleri gerçekleştiyse ve hekim gerekli özeni gösterdiyse sorumluluk doğmayabilir. Buna karşılık yanlış teşhis, gerekli tetkiklerin yapılmaması, hatalı ameliyat tekniği, ameliyat sonrası takibin aksatılması veya hastanın yeterince bilgilendirilmemesi hekim ya da hastane sorumluluğuna yol açabilir.
Aydınlatılmış onam neden önemli?
Hekim, müdahaleden önce hastaya hastalığını, önerilen tedaviyi, alternatiflerini ve riskleri anlaşılır şekilde açıklamak zorundadır. Hastanın bu bilgilendirmeye dayanarak verdiği onam, müdahaleyi hukuka uygun hale getirir. Matbu bir formun imzalatılması tek başına yeterli değildir; somut riskin anlatılıp anlatılmadığı önemlidir. Bilgilendirme eksikse, müdahale tıbben doğru yapılmış olsa bile sorumluluk gündeme gelebilir.
Narlıdere'de yaşayan bir hasta, bir özel hastanede geçirdiği estetik ameliyattan sonra kalıcı iz ve şekil bozukluğuyla karşılaşıyor. Hastanın elindeki onam formunda bu riskten hiç söz edilmediği ve ameliyat sonrası kontrollerin yapılmadığı görülüyor. Hasta önce hastaneden tüm tıbbi kayıtlarını istiyor; ardından açılan davada bilirkişi raporu, bilgilendirme eksikliğini ve takipteki aksaklığı tespit ediyor. Kayıtların erken alınması, sonradan "kayıp" ya da eksik dosya tartışmasının önüne geçiyor.
Kime karşı, nerede dava açılır?
| Müdahalenin yapıldığı yer | Davalı ve yargı yeri |
|---|---|
| Devlet veya üniversite hastanesi | Hekime değil idareye (Sağlık Bakanlığı veya üniversite) karşı, önce idareye başvurup ardından İzmir idare mahkemelerinde tam yargı davası |
| Özel hastane veya muayenehane | Hastane ve/veya hekim aleyhine; kural olarak İzmir tüketici mahkemelerinde, dava öncesi arabuluculuk aşamasıyla |
Kamu hastanelerinde, zararın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde olay tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurulması gerekir. Özel hastanelerde ise süre, sözleşme ilişkisine ve somut olaya göre değişir. Kabaca bir fikir için dava zamanaşımı hesaplama aracını kullanabilirsiniz.
Malpraktis davalarında tıbbi kusurun tespiti için çoğu zaman Adli Tıp Kurumundan veya üniversitelerin ilgili bölümlerinden bilirkişi raporu alınır; İzmir'de bu incelemeler Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı ve şehirdeki üniversite hastaneleri üzerinden yürüyebilir. Davanın süresini en çok bu raporun hazırlanma süresi belirler.
Devlet hastanesi ile özel hastane arasındaki fark
Hekim hatasından doğan tazminat davasında kime ve hangi mahkemede dava açılacağı, hatanın nerede yapıldığına bağlıdır. Devlet hastanesi, eğitim ve araştırma hastanesi veya üniversite hastanesinde yapılan bir hata için hekime doğrudan dava açılamaz; dava, hizmeti sunan idareye karşı idare mahkemesinde tam yargı davası olarak açılır. Bunun için önce idareye başvurmak gerekir: zarara yol açan eylemi öğrenmenizden itibaren bir yıl, her hâlde eylemden itibaren beş yıl içinde idareye başvurmalı, idarenin talebinizi reddetmesinden ya da cevap vermeyerek reddetmiş sayılmasından sonra altmış gün içinde dava açmalısınız.
Özel hastane ve muayenehanelerde ise dava hastaneye ve hekime karşı adli yargıda açılır. Hasta tüketici sayıldığından, bu davalar tüketici mahkemesinde görülür ve dava öncesinde arabuluculuk şartı uygulanabilir.
Zamanaşımı süreleri
Özel hastane ve hekimle hasta arasındaki ilişki sözleşmeye dayandığından, sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat talepleri kural olarak on yıllık zamanaşımına tabidir. Talep haksız fiile dayandırılırsa, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren on yıllık süreler uygulanır (TBK md. 72). Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, o süre geçerli olur.
Kamu hastanelerinde ise yukarıda anlatılan bir yıl ve beş yıllık başvuru süreleri belirleyicidir. Bu süreler kısa olduğundan, tedavinin beklenmedik bir sonuç doğurduğunu fark ettiğiniz anda kayıtları istemeniz önerilir.
Bilirkişi incelemesi
Hekim hatası davaları büyük ölçüde bilirkişi raporuna göre sonuçlanır. Mahkeme dosyayı genellikle Adli Tıp Kurumu'na veya üniversite hastanelerinin ilgili ana bilim dallarından oluşturulan bilirkişi heyetlerine gönderir. Rapor, uygulanan tedavinin tıbbi standartlara uygun olup olmadığını, ortaya çıkan zararın bir komplikasyon mu yoksa özen eksikliği mi olduğunu değerlendirir.
Raporun tarafınıza tebliğinden sonra itiraz için verilen kesin süre içinde itirazlarınızı somut gerekçelerle bildirmeniz gerekir. Gerekirse farklı bir kurumdan ek rapor alınması istenebilir veya bilimsel mütalaa sunulabilir. Raporun eksik inceleme içerdiği hâllerde Yargıtay da yeni bir rapor alınmadan karar verilmesini bozma sebebi saymaktadır.
Estetik operasyonlarda sorumluluk
Hastalık tedavisi için yapılan müdahalelerde hekim kural olarak sonucu değil, gereken özeni göstermeyi taahhüt eder. Estetik amaçlı operasyonlarda ise durum farklıdır: Yargıtay, salt estetik amaçlı müdahalelerde hekimin vaat ettiği sonuca ulaşmayı da üstlendiğini kabul eden kararlar vermektedir. Bu nedenle estetik operasyon öncesinde hangi sonucun hedeflendiğinin, risklerin ve olası yan etkilerin yazılı olarak kayıt altına alınması, hem hasta hem hekim açısından önemlidir.
Hasta hakları birimi ve diğer başvuru yolları
Dava açmadan önce veya dava ile birlikte, hastanenin hasta hakları birimine ya da Sağlık Bakanlığı'na şikâyette bulunabilirsiniz. Bu başvurular tazminat sağlamaz ama olayın kayda geçmesini ve idari inceleme başlatılmasını sağlar. Hekim hakkında ceza soruşturması da başlatılabilir; ancak kamu görevlisi olan hekimler için soruşturma, izin usulüne tabidir.
Hekim hatasında tazminat kalemleri
Hekim hatası nedeniyle açılan davada istenebilecek tazminat, kişinin uğradığı zarara göre belirlenir. Ek tedavi ve ameliyat giderleri, tedavi süresince çalışılamayan döneme ait kazanç kaybı, kalıcı bir sakatlık oluştuysa çalışma gücündeki azalmadan doğan kayıp ve bakıma muhtaç hâle gelme durumunda bakıcı giderleri maddi tazminat kapsamındadır. Hastanın vefatı hâlinde yakınları destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir.
Bunlara ek olarak hasta ve ağır durumlarda yakınları için manevi tazminat talep edilebilir. SGK'nın karşıladığı tedavi giderleri ve bağladığı gelirler, aynı zararın iki kez karşılanmaması için hesapta dikkate alınır. Tazminatın doğru hesaplanabilmesi için hastalık öncesi ve sonrası sağlık durumunu gösteren kayıtların, gelir belgelerinin ve maluliyet raporunun eksiksiz toplanması gerekir.
İlk yapmanız gerekenler
- Tüm tıbbi kayıtları isteyin: Epikriz, ameliyat notu, hemşire gözlem formları, tahlil ve görüntüleme sonuçları, onam formları. Hasta olarak bu kayıtların bir örneğini almak hakkınızdır.
- Sonraki tedavileri belgeleyin: Zararı gidermek için gördüğünüz tedavilerin raporlarını ve faturalarını saklayın.
- Zaman çizelgesi çıkarın: Hangi gün hangi şikâyetle başvurduğunuzu ve size ne söylendiğini not edin.
- Hasta hakları birimine başvurun: Hastanenin hasta hakları birimine yapılacak başvuru, olayın kayda geçmesini sağlar.
Av. Yağmur Tahtasız, hekim hatası ve hastane sorumluluğundan doğan tazminat taleplerinde, hasta hakları başvurularında ve sağlık sigortası uyuşmazlıklarında danışmanlık ve dava takibi yapmaktadır. Diğer tazminat türleri için İzmir tazminat avukatı sayfamıza bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Hastane kayıtlarımı vermezse ne yapabilirim?
Hasta, kendisine ait sağlık kayıtlarının bir örneğini isteme hakkına sahiptir. Talebinizi yazılı yapın; karşılanmazsa hasta hakları birimine ve gerekirse il sağlık müdürlüğüne başvurabilirsiniz. Dava açıldığında mahkeme de kayıtları hastaneden ister.
Hekime ceza davası da açılabilir mi?
Taksirle yaralama veya öldürme şüphesi varsa savcılığa şikâyette bulunulabilir. Ceza soruşturması ile tazminat davası birbirinden bağımsızdır; birinin sonucu diğerini kendiliğinden belirlemez.
Dava ne kadar sürer?
Malpraktis davaları, bilirkişi incelemesi nedeniyle genellikle diğer tazminat davalarından uzun sürer. Kayıtların eksiksiz sunulması ve doğru soruların bilirkişiye yöneltilmesi süreyi kısaltır.
Devlet hastanesindeki hata için kime dava açılır?
Hekime değil, hastanenin bağlı olduğu idareye karşı idare mahkemesinde tam yargı davası açılır. Dava öncesinde idareye başvurulması zorunludur.
Hekim hatası davasında zamanaşımı ne kadardır?
Özel hastane ve hekime karşı sözleşmeye dayalı taleplerde kural olarak on yıldır. Kamu hastanelerinde ise eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde beş yıl içinde idareye başvurmak gerekir.
Estetik ameliyat istenen sonucu vermezse ne olur?
Salt estetik amaçlı operasyonlarda hekimin vaat ettiği sonuca ulaşmayı da üstlendiği kabul edilebilir. Sonucun ulaşılmaması veya bilgilendirilmediğiniz bir riskin gerçekleşmesi hâlinde tazminat talebi gündeme gelebilir.
Adli Tıp raporuna itiraz edebilir miyim?
Evet. Raporun tebliğinden sonra mahkemenin verdiği süre içinde somut gerekçelerle itiraz edebilir, ek rapor veya farklı bir heyetten rapor alınmasını isteyebilirsiniz.
Bu alandaki başlıca konular
Hekim hatası (malpraktis)
Tıbbi standarda aykırı müdahaleden doğan tazminat.
Aydınlatılmış onam
Hastanın bilgilendirilme ve rıza hakkı.
Hasta hakları başvuruları
Hasta hakları birimi ve il sağlık müdürlüğü şikâyetleri.
Kamu hastanesi sorumluluğu
Hizmet kusuru ve tam yargı davası.
Özel hastane ve hekim sorumluluğu
Sözleşme ve haksız fiil sorumluluğu.
Sağlık sigortası uyuşmazlıkları
Tazminat ödemelerinin reddi ve tahkim.
Bu sayfadaki bilgiler, faaliyet gösterilen alan hakkında genel bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır; uzmanlık anlamına gelmez ve kişiye özel hukuki görüş yerine geçmez.