
Evet. Ziynet alacağı boşanmanın eki değil, malvarlığına ilişkin bağımsız bir eda hükmü sayıldığından boşanma kararı kesinleşmeden ilamlı takibe konulabilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2 Şubat 2026 tarihli kararıyla bu yöndeki İzmir Bölge Adliye Mahkemesi kararını onadı; borçlu ise teminat göstererek icranın geri bırakılmasını isteyebilir.
Boşanma davası sonunda aile mahkemesi, düğünde takılan altınların kadına iadesine karar verdi; karşı taraf ise karara karşı istinafa başvurdu. Dosyanın bölge adliye mahkemesinde ve belki Yargıtay'da geçireceği süre bir yılı rahatlıkla aşabilir. Bu durumda en sık sorulan soru şu: altınlar için o kadar beklemek gerekir mi, yoksa karar kesinleşmeden icra takibi başlatılabilir mi?
Kısa cevap, ziynet alacağı için beklemek gerekmediği yönünde. Yargıtay'ın onadığı ve bir aşaması İzmir Bölge Adliye Mahkemesinde görülen yakın tarihli bir dosya da bu yaklaşımı bir kez daha ortaya koydu.
Kural: aile hukuku kararları kesinleşmeden yerine getirilmez
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 350. maddesi, istinaf yoluna başvurmanın kararın icrasını durdurmadığını söyler; ancak hemen ardından bir istisna getirir: kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Temyiz için 367. maddede aynı kural tekrarlanır.
Boşanma kararının kendisi bu istisnanın tipik örneğidir. Taraflar, karar kesinleşmeden nüfusta boşanmış görünmez. Uygulamada boşanmaya bağlı maddi ve manevi tazminat ile boşanma davasının yargılama giderleri ve vekâlet ücreti de boşanmanın eki, yani fer'i sayılır ve kesinleşme beklenmeden icraya konulamaz.
Ziynet alacağı neden farklı?
Ziynet eşyası talebi boşanma davasıyla birlikte görülse de boşanmanın bir sonucu değildir. Düğünde takılan ve kadına ait sayılan altın ve takıların iadesi, malvarlığına ilişkin bağımsız bir taleptir. Bu talep hakkında verilen hüküm, tarafların kişisel ya da ailevi durumunda bir değişiklik yaratmaz; yalnızca kimin kime ne borçlu olduğunu belirler. Hukuk dilindeki ifadesiyle bağımsız bir eda hükmüdür.
Bu nedenle 350. maddedeki istisnaya girmez. Boşanma hükmü henüz kesinleşmemiş olsa bile ziynet alacağına ilişkin kısım için ilamlı icra takibi başlatılabilir. Aynı mantık, ziynet talebine ilişkin yargılama giderleri ve vekâlet ücreti için de geçerlidir.
Boşanma dosyalarında sık karşılaşılan bir başka kalem olan nafaka için ise kanun ayrı bir kural koymuştur. 350. maddenin birinci fıkrasına göre nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. Yani ziynet alacağında borçlunun başvurabildiği teminat yolu, nafaka alacağında kapalıdır.
Yargıtay'ın onadığı dosya
Olayda Manisa 1. Aile Mahkemesi, boşanma davasıyla birlikte görülen ziynet talebini kabul etmişti. Kadın, karar kesinleşmeden ziynet alacağı ile buna bağlı yargılama gideri ve vekâlet ücreti için ilamlı takip başlattı. Borçlu, boşanma kararı kesinleşmediği için takibin iptali istemiyle icra hukuk mahkemesine şikâyette bulundu. Manisa 1. İcra Hukuk Mahkemesi 18 Şubat 2025'te şikâyeti reddetti.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 9 Ekim 2025 tarihli ve 2025/502 Esas, 2025/1562 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunu reddetti. Daire, boşanmanın eki niteliğindeki kalemlerin kesinleşmeden icraya konulamayacağını, ancak ziynet alacağının bu kapsamda olmadığını belirtti. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi de 2 Şubat 2026 tarihli ve 2025/8509 Esas, 2026/395 Karar sayılı kararıyla bu kararı oy birliğiyle onadı.
Takip nasıl ilerler?
Ziynet eşyalarının aynen iadesine hükmedilmişse takip, İcra ve İflas Kanunu'nun 24. maddesindeki taşınır teslimine ilişkin hükümlere göre yürür. Alacaklı ilamı icra dairesine verir, icra müdürü borçluya bir icra emri tebliğ ederek yedi gün içinde ziynetlerin teslimini ister. Ziynetler borçlunun elinde bulunursa elinden alınarak alacaklıya verilir. Bulunmazsa ilamda yazılı değeri istenir; ödenmezse ayrıca icra emri gönderilmeden haciz yoluyla tahsil edilir.
Örneğin mahkeme on iki bileziğin ve iki adet cumhuriyet altınının aynen, olmadığı takdirde karar tarihindeki değerinin ödenmesine hükmetmiş olsun. Borçlu icra emrine rağmen altınları teslim etmezse, ilamda yazan değer üzerinden maaşına, banka hesabına veya diğer mallarına haciz uygulanabilir. İlamda değer yazılı değilse ya da tartışmalıysa değer, icra memuru tarafından haczin yapıldığı tarihteki rayice göre belirlenir.
Takibe başlamadan önce kararın hüküm fıkrasını dikkatle okumak gerekir. Hangi takıların, kaç adet ve kaç gram olarak iadesine karar verildiği, aynen iadenin mümkün olmaması hâlinde hangi bedelin ödeneceği ve bu bedelin hangi tarihe göre hesaplanacağı hüküm fıkrasında yazar. Takip talebi bu ifadelere birebir uygun hazırlanmazsa borçlunun şikâyet yoluna gitmesi kolaylaşır ve süreç uzar. Hüküm fıkrasında ziynet talebinin yalnızca bir kısmı kabul edilmişse, takip de kabul edilen kısımla sınırlı tutulmalıdır.
İlama dayanan takipte zamanaşımı da uzundur: 39. maddeye göre son işlemden itibaren on yıl. Yine de takibi gereksiz yere geciktirmek, borçlunun malvarlığını elden çıkarması riskini artırır.
Karşı tarafın elindeki imkânlar
Takibin kesinleşme beklenmeden başlatılabilmesi, borçlunun hiçbir hakkı olmadığı anlamına gelmez. İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesine göre istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmedilen eşyayı ya da değerini resmî bir mercie depo ederse veya icra mahkemesinin kabul edeceği bir teminat gösterirse, icranın geri bırakılması kararı alması için kendisine süre verilir.
Alacaklı açısından da bir risk vardır. Ziynet hükmü üst mahkemede kaldırılır veya bozulur da borçlunun hiç ya da o kadar borcu olmadığı kesin bir kararla ortaya çıkarsa, 40. madde uyarınca icra eski hâline iade edilir. Yani tahsil edilen altın veya para geri verilmek zorunda kalınabilir. Bu nedenle kararın ziynet kısmının ne kadar sağlam olduğunu ve karşı tarafın istinaf gerekçelerini değerlendirerek hareket etmek gerekir.
Ziynetlerin kime ait sayıldığı, hangi takıların iadeye konu olduğu ve ispat meselesi gibi konuları mal paylaşımı ve ziynet eşyası yazımızda ele aldık. Boşanma sürecinin diğer yönleri için boşanma ve aile hukuku sayfamıza, ilamlı takibin genel işleyişi için icra hukuku sayfamıza göz atabilirsiniz.
Kısaca
Aile hukukuna ilişkin kararlar kesinleşmeden yerine getirilemez; boşanmanın kendisi ve ona bağlı tazminat, yargılama gideri ve vekâlet ücreti bu kurala tabidir. Ziynet alacağı ise boşanmadan bağımsız, malvarlığına ilişkin bir eda hükmü olduğundan kesinleşme beklenmeden ilamlı takibe konulabilir. Borçlu teminat göstererek icranın geri bırakılmasını isteyebilir; karar üst mahkemede değişirse de tahsil edilenin iadesi gündeme gelir.
Hukuki dayanaklar ve kaynaklar
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (m. 350, 367)
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (m. 24, 36, 39, 40)
- Yargıtay Karar Arama: 12. HD, 02.02.2026, 2025/8509 E., 2026/395 K.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişiye özel hukuki görüş yerine geçmez. Her dosyanın koşulları farklıdır; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.
